Recycling Industry Dergisinin Ağustos 2020 sayısında, Satış Mühendisi/Ankara Bölge Sorumlusu Sinem Gökdemir Şahin’in yazısı yayımlanmıştır.

ATIK SEKTÖRÜNDE SAYILAR VE ANLAMLARI

Doktor olabilmek için en az 6 yıl okumanız, tıpta eğitim bitmez derler, ömür boyu kendinizi geliştirmeniz ve çok fazla fedakarlıkta bulunmanız gerekiyor. Bazen bu fedakarlık ailenizden ayrı kalmak, kimi zamanda canınızı ortaya koymak olabiliyor. Başta Türk doktorlarına ve sağlık çalışanlarına Koronavirüs salgını nedeniyle çalışmalarından ötürü yürekten minnettarlığımı bildirmek isterim. Geçenlerde gözüme çarpan bir gazete haberinde ülkemizde, 2012 yılında 200 bin olan müteahhit sayısının günümüzde 450 bine yükseldiği ve bu sayının Avrupa’nın yaklaşık 10 katı olduğunu gördüm. Yani ülkemizde 23 milyon hane var ve her 51 haneye 1 müteahhit düşüyor.

Ayrıca bu kadar yüksek rakamın sabit olmadığı, birçok müteahhittin batıp birçoğunun da sisteme dahil olduğunu biliyoruz. Bu rakamları bakış açınıza göre iyi veya kötü olarak yorumlayabilirsiniz. Örneğin, Avrupa’dan çok daha iyi bir konumda ve mükemmel bir rekabet ortamında tüketiciye verilen hizmetin üst düzeyde olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak ben bu denli yüksek rakamları kontrolsüz büyüme olarak görmekle birlikte profesyonellikten uzak, hızlı ve kolay para kazanmak amacıyla göz önünde olan sektöre hücum etmek olarak görüyorum. İhtiyacın çok ötesinde bir yığılma o sektörü zamanla kalitesizleştirmekte ve o sektöre emeği olan şahıs veya şirketleri de oldukça yıpratmaktadır.

Benzer durumun çoğu sektörde aynı olduğunu bildiğimden dolayı asıl konumuz olan çevre sektöründe ne durumda olduğumuzu irdelemek istedim. Çevre sektörünün bazı kollarında anlamsız bir büyüme mevcuttur. Örneğin, ülkemizde yılda milyonlarca ton arıtma çamuru oluşurken arıtma çamurunu sınırlı sayıda lisanslı tesis ile sadece yüzde 10’ nu (seradan bozma solar kurutmacıları kastetmiyorum) mevzuatlara uygun olarak yönetebiliyoruz. Ancak konu ambalaj atığı olduğunda 747 lisanslı toplama ayırma tesisi (14.07.2020 tarihi itibariyle) ile oldukça yüksek rakamları görüyoruz. Hatta rakamlar o kadar yüksek ki, örneğin Ankara’da 25 belediye varken ambalaj atığı toplama ayırma tesisinin 34, İstanbul’ da 39 belediyeye karşılık 73 tesisin, İzmir’de 30 belediyeye 57 toplama ayırma tesisinin olması bu konuda ne kadar iyi olduğumuzu mu gösteriyor…

Ancak bu iyilik Çankırı ve Siirt illerimiz için pek te geçerli olmamış. Bu illerimizin tek toplama ayırma tesisleri ile canla başla çalıştığını görüyoruz. Hatta Ardahan, Bingöl, Hakkari, Kilis, Muş ve Tunceli illerimizde toplama ayırma tesisine ihtiyaç duyulmamış. Sadece belediye sayısı ile değil, nüfus ile de oran yapılsa iller arasında bir yanlışlık olduğu net bir şekilde görülecektir. 14 Temmuz 2020 itibariyle Bakanlığımızın sitesinde 3 bin 924 adet lisanslı geri kazanım, ara depolama ve bertaraf tesisi bulunmakta, il müdürlükleri tarafından verilen tehlikesiz atık toplama ayırma tesisi ise 5 bin 249 adet olarak yer almaktadır. 2012 yılında ambalaj atığı toplama ayırma tesisi 0 iken diğer lisanslı tesislerin sayısı 1053’dü. Lisanslı tesislerimizin sayısının her geçen gün artması bizi iyi hissettirse de gelişi güzel dökülen, yakılan, terkedilip gidilen atıkların azalması gerektiğini beklerken tam tersi bir durum söz konusudur. Milyonlarca ton demir cürufunun gelişigüzel depolandığı, kimyasalların hala lavabolara ve kanallara boşaltılmasının önüne geçilememiştir.

Bahse konu rakamlar tabii ki büyümenin, çevre sektörünün ilerlemesinin, kayıtlı atık yönetiminin ve bilinç düzeyinin yükseldiğinin bir göstergesi olabilir. Çevre sektöründe birçok alt geri kazanım ve bertaraf teknolojileri yer almakta iken, belli lisanslarda ve özellikle batı bölgelerimizde çok fazla yığılmanın olduğunu görmekteyiz. Ancak diğer taraftan yukarıda bahsettiğim gibi her önüne gelenin çevre sektörüne girmesi kaliteyi düşürmekle birlikte daha çok kazanma hırsıyla usulsüzlükleri arttırmakta, rekabetçiliği olumsuz yönde etkilemekte ve daha çevresel teknolojilerin kullanımını önlemektedir. Bu durum bu işi hakkıyla yapıp büyümeye ve istihdam sağlamaya çalışan yıllardır bu sektörde yer alan işletmeleri de olumsuz etkilemektedir.

Bu noktada atılması gereken çok farklı adımlar var. Bu adımların en önemlilerinden biri özel atıkların yönetiminde atık yağ, tıbbi atık vb. olduğu gibi birçok atığın özel mevzuatlarca yönetiminin sağlanması gerekmektedir. Arıtma çamurları, cüruflar, baca gazı tozları, solventler, sıvı atıklar vb. atıkların yönetiminin ayrı tebliğler ile düzenlenmesi, bunları geri kazanacak veya bertaraf edecek işletmelerin tesis standartlarının oluşturulması, denetim ve izleme süreçlerinin esaslarının belirlenmesi doğru sektörel büyümeyi ortaya çıkaracaktır.

Özet olarak başarıyı sadece artan lisanslı tesislerin sayılarında görmek yeterli değildir. Bu nedenle ülkemizin tüm atıklarının mevzuatlara uygun bir şekilde en iyi çevresel teknolojilere haiz işletmelerde kayıtlı olarak yönetilebildiği konusunu bireyler, iş dünyası, yerel yönetimler ve hükümet düzeyinde kararlılık ve dayanışma ile destekleyerek sürdürülebilir atık yönetimini sağlamalıyız.

Aranacak kelimeyi girin ve "enter" tuşuna basın.
Çıkmak için "ESC" tuşuna basın.