Recycling Industry Dergisinin Aralık 2020 sayısında, Satış Mühendisi/Ankara Bölge Sorumlusu Sinem Gökdemir Şahin’in yazısı yayımlanmıştır.

PANDEMi VE ÇEVRESEL ETKiLER

2020 yılında koronavirüs salgını ile tüm dünya sanayisi üretim konusunda durma noktasına gelip, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve bazı finans kuruluşları tahminlerine göre, çok sayıda ülke salgının ekonomiye verdiği olumsuz etkiyi ancak 2022’de telafi edebileceğini ön görmektedir. Ancak sadece ekonomik etkilere odaklanarak sorunlara çözüm aramak yeterli olmayacaktır.

Yaşadığımız tecrübelerin sonunda vereceğimiz kararlar sadece kendi geleceğimizi değil, toplumun geleceğini de şekillendirmektedir. Özellikle içinde bulunduğumuz 2020 yılında birçok sınavdan geçtik ve geçmekteyiz. Pandemiden ekonomik sıkıntılara, depremlerden ekolojik dengenin bozulmasına, hayatın kısıtlanmasından sevdiklerimizden ayrı kalmaya kadar insanoğlu olarak birçok zorlu süreçten geçiyoruz. Umuyorum ki bundan sonra alacağımız kararlarda yaşamakta olduğumuz bu acı tecrübeler yenilerinin oluşmaması için doğru adım atmamıza sebep olur.

Yaşanılabilir bir dünya için atılacak bu adımlarda sorunlara neden olan tüm etkenlerin bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir. Tüm dünyayı etkisi altına alan virüsün sebebini sadece yarasa yiyen Çin’de yaşayan bir insana bağlamak sorumluluktan uzak bir bakış açısı olacaktır. Bağışıklık sistemimizin güçsüzleşmesine neden olan organik tarımdan kimyasal tarıma yönelenlerin, havayı, suyu toprağı kirleterek insanların sağlığının bozulmasına neden olanların, hatta elindeki pet şişeyi 1 metre ötedeki çöp kutusu yerine yere atanın ve bunlara olanak sağlayanların bu sürecin pandemiye dönüşmesinde hiç mi etkisi yok?

Sadece pandemi değil dünyada yaşanan tüm olumsuzluklarda az veya çok, bilerek veya bilmeyerek hepimizin katkısının bulunduğunu unutmamalıyız. Ancak bu katkıda doğalgaz yerine kömür kullanmak zorunda kalan kişi ile daha fazla kazanmak için filtre sistemi taktırmayıp termik santrali işleten ve işlettirenleri aynı kefeye koymak çok büyük bir adaletsizlik olacaktır.

Diğer taraftan, aşının bulunması belki içinde bulunduğumuz pandemiyi hayatımızdan çıkartabilir.

Ancak bu süreçte kaybettiklerimizi geri getiremeyeceği gibi, yeni salgınları, ozon tabakasının delinmesini, biyolojik çeşitliliğin yok olmasını, hayatımızda olan veya olacak olumsuzlukları ortadan kaldırmayacaktır. Bu nedenle hayatımızın sekteye uğramasını beklemeden önlem almak daha güzel bir geleceği bizlere sunacaktır. Burada kişisel kararlarımız toplumsal kararları şekillendirecek olsa da önemli olan toplumu etkileyecek karar alıcıların insan temelli, dürüst ve vicdan sahibi, ehli kişilerce olması gerekliliği unutulmamalıdır. Aksi takdirde dünyamızın bizi verdiği yanıtlar her geçen gün daha ağır olacaktır. Çevre başlığı altından baktığımızda ise, her gün geç kalmaya daha da yaklaştığımızı bilmeliyiz.

Ozon tabakasının tamamen yok olmasını mı bekleyeceğiz, yoksa temiz üretime mi ağırlık vereceğiz? Tüm içme sularımız kimyasal aktığında mı aklımız başımıza gelecek, yoksa arıtma teknolojilerini en iyi şekilde mi kullanacağız? Atıkları gelişi güzel toprağa dökenlerin yaptıkları yanlarına kâr mı kalacak yoksa verdikleri zararların cezalarını fazlasıyla çekecekler mi? Neticede bize neyin sorun çıkartacağı değil sorunun çıkmasının önüne geçip geçmeme niyetimizin olup olmadığıdır. Hali hazırda büyük çevresel sorunların çözümünde çevre için gerekli adımları attığımızda nispeten daha küçük sorunlarla baş etmemiz çok daha kolay olacaktır. Sonuç olarak, sürdürülebilir bir çevre için çözüm ararken karamsarlığa düşmemeliyiz. Umudu kaybettiğimiz an başarıyı beklemek imkânsız olacaktır.

Aranacak kelimeyi girin ve "enter" tuşuna basın.
Çıkmak için "ESC" tuşuna basın.