Recycling Industry Dergisinin Mayıs 2019 sayısında, ITC Entegre Çevre Yönetimi Çevre ve Kalite Müdürü Mehmet Gültekin'in yazısı yayımlanmıştır.

Atık Sektörü Sadece Gelir ve Gider Dengesi ile Ekonomisine Karar Verilebilecek Bir Sektör Değildir

Türkiye 2012 yılından bu yana sürekli yükselen bir grafik ile 2018 yılında AB’den dönüştürülebilir atık ithal eden ülkeler arasında ilk sıraya yerleşmiştir. Eurostat verilerine göre bahsi geçen 2018 yılı dönüştürülebilir atık ithalatı 13 milyon tondur. Atığı bir hammadde olarak düşünelim ve bir ülkenin ihracat ve ithalat dengesine çok basit hali ile bakalım. Üretim yaptığınız hammadde sizin için yeterli ve fazlasına sahipseniz hammadde ihraç edersiniz, eksiğiniz var ise ithal edersiniz. Türkiye 2018 yılında toplam 36.868.000 ton civarında karışık belediye atığı üretmiştir. Döngüsel ekonomiler atığa hammadde olarak baktığı için bahse konu tüm hammaddelerimiz atıktır. 36.868.000 ton karışık belediye atığının içerisinde Eurostat verilerine göre 829 geri dönüşüm tesisi ile geri dönüştürülebilir atıkların sadece % 9 oranındaki geri dönüşümü başarısına bakarsak ihtiyacın çok altında olduğunu görebiliriz. 13 milyon ton gibi bir ihtiyacı düşünürsek, atık aldığımız Avrupa ülkelerinden olan ve 8.433 adet geri dönüşüm tesisi ile geri dönüştürülebilir atıklarından %50 ye yakın geri dönüşüm başarısı sağlayan Almanya’nın oranına çıkmamız, geri dönüştürülebilir atıklar anlamında bizim kendi hammaddemizin kendimize yeteceğini göstermektedir. Tesis yetersizliği ve düşük geri dönüşüm başarı oranı birçok faktöre bağlıdır.

Diğer taraftan, hammaddesi atık olan sektörün yapmış olduğu çok ciddi yatırımlar mevcuttur. Her yatırımda olduğu gibi atık sektörünün yatırım yaparken dayandığı en temel nokta, arz talep dengesinin kurulması, üretim planlamasının yapılması ve hammadde stabilitesinin sağlanmasıdır. Hammadde olarak kullanacağınız atığı ihraç ediyorsanız ya bu atıktan yararlanmanızı sağlayan teknolojiyi kurmamış olabilirsiniz ya da ekonomik maliyetleri göze alarak çevresel bertaraf gerçekleştirmek istiyor olabilirsiniz. İlk seçenek teknolojilerinizi gözden geçirmenizi gerektirir. Gelişmiş ülkelerin atık sektöründeki gelişimleri, atığı nasıl değere dönüştürdükleri ve oluşturdukları sektör sayesinde nasıl sizden atık alacak duruma geldikleri, kendi ülkeniz için de bir gelişme konusudur. Sizin hammaddeniz başka bir ülkede ekonomik bir değere dönüşüyorsa bu teknolojilerin uygulanması gündem olmalıdır. Ülkemizde enerji geri kazanım ve geri dönüşüm konularında ciddi yatırımlar bulunmaktadır. Bu açıdan atık kendi teknolojilerimizde ve tesislerimizde değerlendirilmekte olduğu için bazı tehlikeli atıklar dışında ciddi bir ihracat açığı bulunmamalıdır. Konu ile ilgili yatırımların önü açıldıkça ve destekler arttıkça endüstri gelişmeye oldukça açıktır. Örneğin; gerek yatırımları gerekse teknolojileri açısından öncü işletmelerden biri olarak, Türkiye’de hem evsel atıkların hem de endüstriyel atıkların entegre olarak yönetimini gerçekleştirerek günlük 16.000 ton atık işliyoruz. Mutlulukla belirtelim ki, elimizdeki imkânlara ve başladığımız dönemdeki zorluklara rağmen, gerçekleştirdiğimiz yatırım ve teknolojik gelişmeler ülkemizde atıkları daha verimli değere dönüştürmeye devam edeceğimizi göstermektedir. Teşviklerin süresi ve netliği, mevzuatların uygulanabilir ve sürdürülebilir olması ve atığın yönetimi yeni yatırımlarımız için hayati önem taşımaktadır. İkinci seçenek olan ekonomik maliyetleri göze alarak atığın ihracatını gerçekleştirerek bertaraf sağlamak, ihraç ettiğiniz atık konusunda bir teknoloji geliştirmeden direkt olarak kendimizden uzaklaştırmayı kapsamaktadır. Bu konuda atığın miktarı, potansiyeli ve karakterizasyonu çok önemlidir. Miktarı çok düşük özel bir karakterizasyona sahip atığın lokal çözümlerle bertarafı mümkün ve ekonomik olmayabilir. Bu durumda atık, özel giderim yöntemleri uygulayan ülkelere ihraç edilebilir. Fakat miktarı, ekonomik döngüsü yeterli bir atığın teknoloji geliştirmemek için ihraç edilmesi sürdürülebilir değildir. Çevresel etkiler ise her alternatifte uluslararası çapta değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Atık sektörü sadece gelir ve gider dengesi ile ekonomisine karar verilebilecek bir sektör değildir. Konu çevresel olarak sürdürülebilir, yeşil ekonominize katkı sağlayan ve gerektiği zaman devlet destekleri ile yatırım yapılacak bir sektör haline geldiğinde her ülke kendisine yeter hale gelmeye çalışmaktadır. Geliştirdiğimiz teknolojilerimiz sayesinde hammaddemiz olan atığı öncelikle kendi kaynaklarımızdan tam verim ile sağladığımıza emin olup, ithalatına gerek kalmaması daha doğrudur. Yine hammadde olarak ihracat gerekliliği teknoloji eksikliği ise bu konu ayrı değerlendirilmelidir. Fakat hacmi ve potansiyeli çok düşük bazı özel atıkların, özel giderim koşullarını sağlayan ülkelere ihraç edilmesi, ekonomik ve çevresel bir yaklaşım olabilir.

 

Aranacak kelimeyi girin ve "enter" tuşuna basın.
Çıkmak için "ESC" tuşuna basın.